• A
  • A
19.01.2011
Düşün

Manevi ittifak – 3 İtaat

Latif olan ruhumuz ile kesif olan bedenimiz arasındaki bağlantı noktamız nefsimizdir. Bu öylesine bir temastır ki, terbiye edilebilirse ruhun aldığı manevi lezzetlerin olgunlaşmasına ve yücelmesine hizmet eder. Kâinatın en yüce hakikati iman-ı billâhtır. Allah'a iman hakikati, içinde marifetullahı barındırır. Marifetullahın  içinden de muhabetullah nurları saçılır. Allah sevgisinin varacağı nokta ise lezzet-i ruhaniyedir. [1]

 

Allah'ın güzel isimlerini etraf-ı âlemden devşirip içselleştiren ve gerisin geri hakiki sahibine yönelten benliğimizin, yaptığı bu U dönüşün nefsimize bakan boyutu ise harekete geçme gerekliliği ve itaat etme zorunluluğun belirmesidir.

 

Maddi - manevi gelişimimiz, aynı zamanda bizi bloke edebilir. İçinden çıkamadığımız bir kısırdöngüye dönüşebilir. Aynı verilerle, aynı sonuçlara ulaşma çelişkisini yaşatabilir bize. Olaylara bakış açımız, yeteneklerimizin nihayetsizliği, eğilimlerimizin çeşitliliği bizim en büyük engelimiz haline gelebilir. Fark edemediğimiz maniler, hakikatleri tam manasıyla anlayamayışımızdan ve o bariyerleri nasıl aşacağımızı bilemeyişimizden kaynaklanır. İnsanın nazarı ise, ancak öngörülerinin ulaştığı yere kadar uzanabilir. İşte burada, muhatap olunan hakikatlere teslimiyet zorunluluğu ortaya çıkar.

 

Saymaya ömrünün yetmeyeceği kadar çok iyilik ve ikramın, ücretsiz olarak şahsına her daim verilip durduğunu gören biri, arka plandaki hakikat Sahibinin sonsuz mükemmelliğine hürmet etme ihtiyacı hisseder. Zira Rabbi onu sevdiğini peşinen ispatlamaktadır. O da Rabbini tanıdığı oranda O'nu (c.c) sevmeye başlar. Zat-ı Akdes'i razı edecek ve hoşuna gidecek bir vaziyet almak ister. Bakar ki, tüm sevgilerin sınandığı bir dünya hayatında bulunmaktadır. [2] Rabbi de ondan, O'nu ne kadar sevdiğini göstermesini istemektedir. Sonra anlar ki, bedelini ödemekten aciz olduğu bunca nimet için, kendisinden sadece teşekkür etmesi istenmektedir. Yaratan - yaratılan düzlemindeki sevgi delilinin boyun eğmek ve O'na (c.c) yapılabilecek teşekkürün de, başta namaz olmak üzere kulluk etmek olduğunu anlar.

 

Hakikat Sahibinin mükemmelliğine hürmet eden ve saygı gösteren biri, fenalığı kendinden, iyilikleri Allah'tan bilmeye başlar.[3] Neden sonra rahmete müstehak ve layık bir vaziyet aldığını sınayarak fark eder.[4] İçinde kötülüğü emreden bir nefis bulunduğunu, bütün iyiliklerin ise Rabbinin ihsanı olduğunu idrak eden biri, nefsine acımaya ve onu hakiki görevine sevk etmeye çalışır. Zira lezzet-i ruhaniyenin tekemmülüne dahi bu ameliyenin hizmet ettiğini, yaşayarak görür. [5]

 

 

Dip Notlar:

 

[1]. ‘Katiyen bil ki, hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi, iman-ı billâhtır. Ve insaniyetin en âli mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billâh içindeki marifetullahtır. Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır. Ve ruh-u beşer için en halis sürur ve kalb-i insan için en sâfi sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir.'

Mektubat / 20. Mektup / Mukaddime / syf: 218


[2]. Sevginin Sınandığı Yer: Dünya / Aykut TANRIKULU


[3]. ‘Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.'

Nisa Suresi / Ayet : 79


[4]. Sözler / 8. Söz / syf: 41


[5]. Sevgili Nefis I-II-III-IV-V / Aykut TANRIKULU

 

Yorum yazabilirsiniz.

Yorumlarınız onaydan sonra yayınlanacak olup eposta adresiniz sitede görünmeyecektir. Lütfen hakaret içeren sözler yazmayınız.
0.007 sn.